LEONARDO DA VİNCİ’NİN MAKİNELERİ HAREKETLENİYOR
Leonardo da Vinci’nin kâğıt üzerinde bıraktığı makineler, ahşap, ip ve kumaşla yeniden kuruldu. Uçma hayalinden mekanik düzeneklere uzanan yaklaşık 30 model, Bologna’da görülebilecek. Serginin en çarpıcı parçasıysa savaş için tasarlanmış bir makineyi barış simgesine dönüştürüyor.
Rönesans’ın önde gelen ressam, mühendis, mucit ve anatomistlerinden Leonardo da Vinci’nin defterlerinde yüzyıllardır duran çizgilerden biri bir paraşüte, bir başkası kanatlara, diğeri dişlilere dönüşüyor. Rönesans ustasının doğrudan inşa edip kullanmadığı, fakat hareketin, uçuşun ve mekanik kuvvetlerin imkânlarını araştırırken tasarladığı makineler, Bologna’daki Palazzo Pallavicini’nin freskli salonlarında üç boyutlu hâle getirildi. Le macchine di Leonardo da Vinci. Genio e innovazione (Leonardo da Vinci’nin Makineleri: Deha ve Yenilik) başlıklı sergi 24 Eylül’de açılacak ve 17 Ocak 2027’ye kadar sürecek.
Sky Arte’nin sergi vesilesiyle dikkat çektiği yaklaşık 30 model, Leonardo’nun çizimleri ve çalışmalarından hareketle ahşap başta olmak üzere onun döneminde kullanılabilecek malzemelerle yeniden oluşturuldu. Serginin amacı ortaya bir ‘Leonardo icatları kataloğu’ koymaktan çok, bir ressamın aynı zamanda hareket, denge, kuvvet, uçuş ve mekanik aktarım üzerine nasıl düşündüğünü görünür hâle getirmek. Sanat ile mühendisliğin bugün ayrı disiplinler gibi algılanan alanları, Leonardo’nun zihninde yeniden birbirine kavuşuyor.
İnsan uçabilir mi?
Serginin en dikkat çekici bölümlerinden biri Leonardo’nun belki de en büyük tutkularından birine, uçmaya ayrılmış durumda. Paraşüt, planör, kanat düzenekleri ve helikopterin erken bir öncülü sayılan hava vidası gibi tasarımların rekonstrüksiyonları, insanın yerçekiminden kurtulabilmesi için Leonardo’nun geliştirdiği farklı çözümleri yan yana getiriyor.
Leonardo kuşların uçuşunu yalnız seyretmemiş, kanatların hareketlerini, hava akımlarını ve bedenin havadaki dengesini sistematik biçimde incelemişti.
Çizimlerinin bir bölümü hiçbir zaman uygulanabilir bir araca dönüşmedi; bazı fikirleri ise ancak yüzyıllar sonra geliştirilen teknolojilerle şaşırtıcı benzerlikler taşıdı. Sergideki modeller de bu nedenle ‘Leonardo helikopteri icat etti’ gibi kolay bir tarih anlatısından uzak duruyor; daha çok onun çağının teknik sınırlarının ötesinde hangi mekanik sorunları çözmeye çalıştığını gösteriyor.
Uçuş araçlarının yanında gündelik hayatı ve üretimi kolaylaştırmaya yönelik mekanizmalar da var. Sürekli hareket eden çekiç, rüzgâr ölçer, makaralı kaldırma sistemleri, yazıcı terazi, hız değiştirme mekanizması, piston ve kriko bunlardan bazıları. Leonardo için küçük bir dişlinin hareketiyle insanı gökyüzüne kaldırabilecek bir makinenin düşünsel kaynağı aslında aynıydı: Doğadaki hareketi gözlemlemek ve onu mekanik ilkelere çevirmek.
1493 tarihli bir ‘bisiklet’
Ziyaretçilerin karşısına Leonardo’yla özdeşleştirilen en tartışmalı makinelerden biri de çıkacak: 1493 tarihli bir çizimden hareketle oluşturulan bisiklet. Pedallar, zincir benzeri aktarım sistemi ve iki tekerlekli gövdesiyle modern bisikleti şaşırtıcı biçimde hatırlatan çizim uzun yıllardır Leonardo’nun ileri görüşlülüğünün kanıtlarından biri olarak sunuluyor. Sergide de bu çizim temel alınarak hazırlanan bir rekonstrüksiyon bulunuyor.
Ancak burada bir ihtiyat payı gerekli. Çizim Leonardo’nun Codex Atlanticusunda bulunmasına rağmen, gerçekten onun ya da öğrencilerinden birinin 15. yüzyılda yaptığı özgün bir çalışma olup olmadığı uzun süredir tartışılıyor. Bazı Leonardo araştırmacıları çizimin daha sonraki bir müdahale olabileceğini savunuyor.
Dolayısıyla sergide görülecek nesneyi ‘Leonardo’nun icat ettiği bisiklet’ diye sunmaktansa, ona atfedilen ünlü çizimden hareketle yapılmış bir model olarak değerlendirmek daha doğru.
Modelleri sanatçılar ve öğrenciler yaptı
Makinelerin yapımında modern endüstriyel malzemeler yerine mümkün olduğunca ahşap, ip ve kumaş gibi tarihsel malzemeler tercih edildi. Rekonstrüksiyonların arkasında Roma Güzel Sanatlar Akademisi’nin ilk Dekorasyon Kürsüsü’nün eski öğretim üyesi Giorgio Cegna ile Assisi’deki Pusa University’den öğrenciler bulunuyor. Modeller, uzun bir araştırma ve el işçiliği sürecinin ardından hazırlandı; müzeografik doğrulama ve kodlama çalışmasını ise Luca Pianesi yürüttü.
Bu tercih serginin görsel karakterini de belirliyor. Karşımızda çağdaş malzemeler kullanılarak yapılmış çalışan makine prototiplerinden ziyade, Leonardo’nun çizgilerinin üç boyutlu yorumları bulunuyor. Başka bir deyişle ziyaretçi yalnız ‘Bu makine çalışır mıydı?’ sorusunun cevabını aramıyor; Leonardo’nun bir problemi nasıl parçalara ayırdığını, kuvveti nasıl aktardığını ve hareketi nasıl tahayyül ettiğini de izliyor.
Sergiyi Francesca Bogliolo koordine ediyor; organizasyon ise Chiara Campagnoli, Deborah Petroni ve Rubens Fogacci yönetimindeki Pallavicini Srl tarafından gerçekleştiriliyor. Organizatörler serginin temel hedefini sanat ile bilim arasındaki sınırları kaldırmak ve görsel etkileyiciliği tarihsel araştırmayla birleştirmek olarak tanımlıyor.
12 metrelik bir savaş makinesi
Serginin en büyük yapıtı ise Leonardo’nun uçma hayallerinden değil, savaş teknolojisine duyduğu ilgiden doğuyor. Istrice adı verilen yaklaşık 12 metre uzunluğundaki ahşap konstrüksiyon, Leonardo’nun savaş makinelerine ilişkin eskizlerinden esinleniyor. Adı İtalyancada ‘oklu kirpi’ anlamına geliyor; sivri çıkıntılarıyla kendisini koruyan hayvan, makinenin biçimini de çağrıştırıyor.
Fakat Bologna’daki Istrice, Leonardo’nun tasarımını yalnız yeniden üretmekle yetinmiyor. Yapımında çatışmalardan etkilenmiş bölgelerden geri kazanılan ahşap kullanıldı. Böylece savaş için düşünülen bir düzenek, malzemesinin taşıdığı geçmiş sayesinde tersine çevrilerek savaşa karşı bir simge hâline getiriliyor. Serginin düzenleyicileri de eseri Leonardo’nun ‘evrensel dehasına’ bir saygı duruşu olarak tanımlarken, onu aynı zamanda umut fikriyle ilişkilendiriyor.
Bu dönüşüm Leonardo’nun hayatındaki çelişkilerden birini de hatırlatıyor. Bugün ressam, anatomist, doğa gözlemcisi ve uçuş hayalleri kuran mucit olarak hatırlanan Leonardo, aynı zamanda askeri mühendislikle yoğun biçimde ilgilenmişti. 1482 dolaylarında Milano Dükü Ludovico Sforza’ya yazdığı ünlü mektupta köprüler, toplar, kuşatma araçları ve zırhlı savaş makineleri tasarlayabileceğini uzun uzun anlatıyor; resim ve heykel konusundaki yeteneklerinden ise ancak mektubun sonlarına doğru söz ediyordu.
Istrice bu nedenle serginin en anlamlı nesnelerinden birine dönüşüyor: Leonardo’nun yaratıcı zekâsının yalnız güzellik ve bilim için değil, insanın savaşma kapasitesi için de çalıştığını hatırlatıyor.
Resimlerle değil, sorularla anlatılan Leonardo
Bologna sergisinde Mona Lisa, Son Akşam Yemeği ya da Leonardo’nun başka ünlü tablolarının orijinalleri bulunmuyor. Burada merkezde ressam Leonardo değil, doğaya sürekli soru soran Leonardo var. İnsan nasıl uçar? Ağır bir yük daha az kuvvetle nasıl kaldırılır? Dönme hareketi başka bir harekete nasıl çevrilir? Rüzgâr nasıl ölçülür? Bir makinenin gücü nasıl artırılır?
Bu sorular onun sanatından bütünüyle bağımsız da değildi. Leonardo’nun anatomi çalışmaları insan bedenini daha doğru resmetme arzusuyla bilimsel merak arasındaki sınırı nasıl belirsizleştiriyorsa, makineleri de çizim, gözlem ve mühendisliği birbirinden ayırmıyordu. Defterlerindeki sayfalarda bir insan yüzünün, bir kasın, suyun girdabının ve bir dişlinin aynı el tarafından çizilmiş olması tesadüf değildi.
Palazzo Pallavicini’deki serginin çıkış noktası da tam olarak bu bütünlük. Leonardo’nun makinelerini ‘geleceği önceden görmüş bir mucidin’ mucizevi icatları olarak sunmak yerine, Rönesans’ın sanat ile bilimi henüz kesin sınırlarla birbirinden ayırmadığı dünyasında düşünmek.
Beş yüz yılı aşkın süre önce kâğıda çizilmiş bu makinelerin büyük bölümü Leonardo’nun hayatında hiç yapılmadı. Bologna’da ise ahşap, ip ve kumaşla yeniden kuruluyorlar. Belki de serginin en ilginç tarafı, onların gerçekten çalışıp çalışmayacağından çok başka bir şeyi görünür kılması: Leonardo için icat etmek, önce imkânsız görünen bir şeyi çizebilmekti.
Le macchine di Leonardo da Vinci. Genio e innovazione, 24 Eylül 2026-17 Ocak 2027 tarihleri arasında Bologna’daki Palazzo Pallavicini’de görülebilecek. Sergi pazartesi günleri dışında 10.00-19.30 saatlerinde açık olacak; son giriş 18.30’da yapılacak.
BİZİ DESTEKLEYİN
UYARI: Yayınlanan haber, yazı ve fotoğrafların tüm hakları saklıdır. Kaynak gösterilse dahi haber, yazı ve fotoğraflar özel izin alınmadan kullanılamaz.
BİZİ FACEBOOK SAYFAMIZDAN TAKİP EDİNİZ. TIKLA VE TAKİP ET