GAZZE’NİN ELYAZMALARINI KURTARAN İKİ İSİM UNESCO ÖDÜLÜNE DEĞER GÖRÜLDÜ
Gazze’de tarihçi Abdul Latif Abu Hashem ile araştırmacı Haneen Al-Amassi, bombalamalarda zarar gören koleksiyonlardan elyazmalarını kurtarıyor. Memlük ve Osmanlı dönemlerinden 25 bini aşkın sayfayı dijital ortama aktaran iki araştırmacının yıllara yayılan çalışması UNESCO tarafından ödüllendirildi.
Bir elyazmasını korumak çoğu yerde iklim kontrollü depoları, özel kutuları, laboratuvarları ve restorasyon masalarını çağrıştırıyor. Gazze’de ise bazen ilk yapılması gereken, kitabı yıkılmış bir binanın taşları arasından çıkarmak. Tozun ve molozun içinden alınan sayfalar güvenli bir yere taşınıyor, mümkünse fiziksel olarak sağlamlaştırılıyor ve yeniden kaybolma ihtimaline karşı dijital kopyaları oluşturuluyor.
Fransız kitap ve yayıncılık sitesi ActuaLitté’nin dikkat çektiği bu çalışmanın arkasında tarihçi Abdul Latif Abu Hashem ile kültürel miras araştırmacısı Haneen Al-Amassi bulunuyor. İki isim, Gazze’deki tehlike altındaki belge ve elyazmalarını yıllardır belgelemek, dijitalleştirmek ve korumak için çalışıyor. Savaş koşullarında buna yeni bir görev daha eklendi: enkaz altındaki veya zarar görme tehlikesi bulunan koleksiyonlara acil müdahale etmek.
Bu çaba, 4 Eylül’de Güney Kore’nin Cheongju kentinde verilen 2026 UNESCO/Jikji Dünya Belleği Ödülü ile karşılık buldu. UNESCO tarihinde ilk kez ödül bir kuruma değil, doğrudan iki kişiye verildi. 58 resmî aday arasından seçilen Abu Hashem ile Al-Amassi’ye 40 bin dolarlık ödülün verilme gerekçesi, Gazze’nin belge mirasını son derece ağır koşullar altında korumalarının yanı sıra gelecekte de sürdürülebilecek yerel bir koruma kapasitesi oluşturmalarıydı.
25 bin sayfa, 258 elyazması
Rakamlar yapılan işin boyutunu gösteriyor. Abu Hashem ile Al-Amassi’nin çalışmalarında 258’den fazla elyazması, yaklaşık 25 bin sayfa korunarak dijitalleştirildi. Bunların arasında Kur’an nüshalarının yanı sıra din, hukuk, tıp ve edebiyat alanında eserler ile çeşitli tarihî belgeler bulunuyor. Koleksiyonlar özellikle Memlük ve Osmanlı dönemlerinden Gazze’nin düşünce ve kültür hayatına ilişkin izler taşıyor.
Bu belgelerin önemi yalnız yaşlarından kaynaklanmıyor. Gazze’nin elyazmaları, bölgenin yüzyıllar boyunca Kahire, Kudüs, Mekke, Medine, Yafa, Şam ve Halep gibi İslam dünyasının önemli kültür merkezleriyle kurduğu ilişkileri de gösteriyor. Özellikle hukuk metinleri, Gazze’deki âlimlerle bu kentlerdeki hukukçular arasında güçlü bir düşünsel dolaşım bulunduğuna işaret ediyor.
Dijitalleştirme çalışmalarında British Library’nin Endangered Archives programından destek alındı. İki araştırmacı aynı zamanda Gazze’de elyazması restorasyonuna ayrılmış ilk uzman laboratuvarının kurulmasına öncülük etti.
UNESCO’ya göre amaç yalnız bugünkü belgeleri kurtarmak değil; Gazze’de gelecekte de elyazmalarının korunabilmesini sağlayacak bilgi, teknik altyapı ve uzmanlık oluşturmak.
Büyük Ömerî Camii’nin kütüphanesi
Kurtarılmaya çalışılan koleksiyonların en önemlilerinden biri Gazze’nin Eski Şehir bölgesindeki Büyük Ömerî Camii Kütüphanesi’ne ait. Gazze’nin en eski ve önemli belge merkezlerinden biri sayılan kütüphanenin koleksiyonu ağırlıklı olarak Osmanlı dönemine tarihleniyor; en eski eser ise 14. yüzyıldan kalma bir tasavvuf metni. Koleksiyonda İslam ilahiyatı ve tasavvufun yanında felsefe, hukuk, dilbilgisi, tıp, kimya, eğitim, edebiyat ve şiire ilişkin Arapça yazmalar da bulunuyor.
Büyük Ömerî Camii Aralık 2023’teki İsrail bombardımanında büyük ölçüde yıkıldı. Kütüphanede bulunan tarihî malzemenin bir bölümü de zarar gördü; savaş sonrasında gönüllüler ve miras uzmanları enkazın arasından kitap ve belgeleri çıkarmak için çalıştı. Bugün koleksiyonun fiziksel parçalarının önemli bölümü hâlâ risk altında bulunuyor.
Fakat burada savaşın trajik biçimde görünür kıldığı önemli bir ayrıntı var: Kütüphanenin dijital olarak korunması için çalışmalar bombardımandan yıllar önce başlamıştı. Hill Museum & Manuscript Library, Gazze’deki projeye 2020’de katıldı; Büyük Ömerî Camii elyazmalarının dijitalleştirilmesi ve kataloglanması 2022’de tamamlandı. Böylece iki yıl sonra binanın büyük bölümü yıkıldığında, koleksiyonun en azından dijital belleği çoktan oluşturulmuştu.
Savaş başlamadan önce çekilmiş fotoğraflar
Aynı durum Abu Hashem’in oluşturduğu Eyes on Heritage koleksiyonunun bir bölümü için de geçerli. Gazze’de elyazmaları, belgeler ve nadir kitapları bir araya getiren kurumun bazı eserleri 2023’ten önce fotoğraflanmıştı. Savaş nedeniyle ekip yerinden edilince bu görüntülerin işlenmesi de yarım kaldı.
Ocak 2026’da bu çalışmanın küçük ama önemli bir sonucu ortaya çıktı. Ekip yeniden çalışma ortamına ulaşabildiğinde, daha önce çekilmiş görüntüler bulut sunucuları üzerinden HMML’nin Kudüs’teki ortaklarına aktarılabildi. Böylece Eyes on Heritage koleksiyonundan 36 Arapça elyazmasının kataloglanması tamamlandı ve dijital nüshaları araştırmacıların erişimine açıldı.
Bu 36 eserin tarihlendirilebilenleri 1726 ile 1950 arasına uzanıyor. Koleksiyonun özellikle dikkat çekici bölümünü, Büyük Ömerî Camii kütüphanesinin kurucusu Gazzeli hukukçu Osman et-Tabbâ tarafından istinsah edilmiş 19 elyazması oluşturuyor. 1882’de doğan ve El Ezher’de geçirdiği birkaç yıl dışında hayatını Gazze’de sürdüren et-Tabbâ’nın bazı metinlerindeki kayıtlar Birinci Dünya Savaşı’ndan Nekbe’ye kadar bölgenin yaşadığı büyük kırılmalara da tanıklık ediyor.
Böylece dijitalleştirme, burada yalnız teknik bir arşivleme yöntemi olmaktan çıkıyor. Bir binanın yıkılmasıyla aynı anda ortadan kalkabilecek bir belgenin başka bir biçimde yaşamaya devam etmesini sağlıyor.
Koruyucu olmak ne demek?
Abu Hashem ile Al-Amassi’nin çalışmasını alışılmış bir dijitalleştirme projesinden ayıran da savaşla birlikte ortaya çıkan bu yeni durum. Ekip artık yalnız belgeleri taramıyor; acil durum protokolleri geliştiriyor, tehlike altındaki koleksiyonları taşıyor, fiziksel olarak zarar görmüş malzemeyi mümkün olduğunca stabilize ediyor ve korunabilecek her şeyi kayıt altına almaya çalışıyor. UNESCO, ödül kararında uzun vadeli koruma ile acil müdahaleyi birleştiren bu yönteme özellikle dikkat çekiyor.
Al-Amassi, Eyes on Heritage’ın yönetici direktörü olarak bu çalışmaların sahadaki önemli isimlerinden biri. Abu Hashem ise Arap-İslam mirası üzerine çalışan bir tarihçi olmasının yanı sıra yıllar içinde Gazze’den elyazmaları, belgeler ve nadir kitaplar toplamış bir araştırmacı. İkisinin UNESCO tarafından ödüllendirilen çalışması, kişisel gayretin ötesinde bir koruma ağı yaratmaya dayanıyor.
İki araştırmacı ödülün ardından çalışmalarını sürdürme niyetinde olduklarını açıkladı. Bundan sonraki plan, yerel kurumlarda veya ailelerin elinde bulunan ve tehlike altındaki belge ve elyazmalarını da kapsayan daha geniş bir kurtarma, koruma ve belgeleme programı yürütmek. Onlara göre belge mirasını korumaya yönelik projeler, bir toplumun “kimliğini ve kolektif belleğini” korumanın en önemli araçları arasında bulunuyor.
Adını 1377’de basılmış bir kitaptan alıyor
Abu Hashem ile Al-Amassi’ye verilen ödülün adı da kitap tarihinin sıra dışı bir eserinden geliyor. Jikji, Kore’de 1377’de basılan Budist bir metin ve günümüze ulaşmış, hareketli metal harflerle basılmış en eski kitap kabul ediliyor. Böylece Avrupa’da Gutenberg’le özdeşleşen hareketli metal harf baskısından onlarca yıl önce Kore’de bu tekniğin kullanıldığı belgelenmiş oluyor.
UNESCO/Jikji Dünya Belleği Ödülü 2004’te oluşturuldu ve Güney Kore hükümeti aracılığıyla Cheongju kenti tarafından finanse ediliyor. Belgesel mirasın korunmasına ve erişilebilir hâle getirilmesine katkıda bulunan kişi ve kurumlara verilen ödülün önceki sahipleri arasında Çek Cumhuriyeti Millî Kütüphanesi, Malezya ve Avustralya millî arşivleri, Kahire Amerikan Üniversitesi ile Endonezya Millî Kütüphanesi bulunuyor. 2026 ödülü bu bakımdan da bir ilk: Yirmi yılı aşkın tarihinde ilk kez iki bireysel koruma uzmanı ödüllendirildi.
Gazze’de yürütülen çalışmanın anlamıysa ödül töreninin çok ötesine geçiyor. Çünkü bir elyazması yalnız üzerindeki kelimelerden ibaret değil; kimin onu yazdığını, kimin çoğalttığını, hangi şehirlerde okunduğunu, kimlerin kenarına not düştüğünü ve yüzyıllar boyunca hangi ellerden geçtiğini de taşıyor. Bir koleksiyon ortadan kalktığında kaybedilen yalnız kitaplar değil, bir toplumun kendi geçmişiyle kurabileceği bağlardan biri oluyor.
BİZİ DESTEKLEYİN
UYARI: Yayınlanan haber, yazı ve fotoğrafların tüm hakları saklıdır. Kaynak gösterilse dahi haber, yazı ve fotoğraflar özel izin alınmadan kullanılamaz.
BİZİ FACEBOOK SAYFAMIZDAN TAKİP EDİNİZ. TIKLA VE TAKİP ET