Home»Kültür»BULGARİSTAN TÜRKLERİNİN TÜRKÜLERİNİ BİLİR MİSİNİZ?

BULGARİSTAN TÜRKLERİNİN TÜRKÜLERİNİ BİLİR MİSİNİZ?

Türküler genel itibarıyla yaşanmış bir olay üzerine söylenir, halk tabiriyle yakılır. Türkü, Türk’e ait anlamıyla acıları belki biraz hafifletir, sahibine teselli olur.

Bulgaristan topraklarında yakılan türküler, çoktan coğrafi sınırları aşarak Rumeli türküleri kategorisi içinde dünyadaki Türkler tarafından söylenir olmuştur. Bulgaristan’da Türk halk kültürünün geçmişini, rahmetli Prof. İbrahim Tatarlı’ya göre birkaç döneme ayırmak mümkündür. Osmanlı dönemi halk türküleri, Bulgaristan’ın bağımsızlığını kazanmasından Birinci Dünya Savaşı’na kadar söylenen türküler ve 1944 ila 1989 dönemini kapsayan türküler olmak üzere dört döneme ayrılır.

Tatarlı, sözlü sanatın değerlendirilmesi ve araştırılmasında Macar Türkologların önemli rol oynadığını söyler. 16. yüzyıla kadar halk edebiyatında destan ve farklı marşlar göze çarpmaktadır. Özellikle Birinci Murat’ın Çar İvan Şişman’ın kız kardeşi ile evlenmesi ve 1444 yılı Varna Savaşı da buna dahil edilmektedir.

Bulgaristan Türklerinin çok yönlü yaşamı halk edebiyatında sergilenmektedir. Rodoplar’daki tütüncülük, Dobruca ve Deliorman’daki tarımcılık, insanların çalışkanlığı ve misafperverliği farklı türkülerde nabız atmaktadır. Türkülerde Bulgaristan’ın doğa güzellikleri, mert insanlarıyla bir arada verilmiştir. Tuna boyunun duruşu, Dulovo’nın kızları, Pirin’in şirinliği, Rodop dağlarının enginliği ağızdan ağıza günümüze kadar aktarılmıştır.

Birinci Dünya Savaşı’ndan sonra Bul¬ga¬ristan’daki Türk halk edebiyatı ve özellikle Türkü türünde yeni motifler belirmiştir. 1919 yılı Nöyi Anlaşması’ndan sonra İnşaat Askerleri oluşturulmuştur. Zamanla bu birime yalnız ve yalnız azınlıklardan kişiler alınmış ve insan haklarına aykırı zorunlu emek uygulanmıştır. Askerlik türkülerinde emek askerlerinin yaşamı girmiştir. Bunlar özel bir motif grubu oluşturmaktadır:

Benim yarim nerde, aman
Karlova’da derede
Kazma kürek elinde
Podiserin önünde
Alyer yarim, aylerim aman
Ben yarime aylerim.

Başlıca konulardan biri aşk, karşılıklı sevgi, aile yaşamı, anne, baba sevgisidir. Gelin türküleri, oyun türküleri, aşk şiirleri bunlardandır. Ülkenin, totaliter rejim döneminde emekçi insanların ağır geçim derdi ve özellikle son dönemlerde kamplarda çektiği sınıktılar dile getirlmektedir:

Belene’ye gider iken
Yavrum sen ağlama
Dinsiz, imansızların
Yaptıkları az mı ola

Bulgaristan’da Türk folklorunun en özgün motifleri arasında göçmen türküleri ünlüdür. Bunlar, bir yüzyıldan fazla süren göçmenliğin, ıstıraplarını, zorluk ve üzüntülerini, ayrılık, sıla özlemini, geçim zorluklarını dile getirmektedirler. Razgratlı Kalaycı Osman’a atfedilen Muhacir destanı bunlardan bir tanesidir.

Tuna ile Arda arası ne kadar?

Bulgarstan sözlü halk sanatında Arda ve Tuna nehirleri önemli bir yer teşkil eder. türkülerde nedense Arda, daha çok ölümcül dalgalarıyla dram ve kara haberleri dile getiriken, Tuna birçok defa sakin ve hatta akmayacak duruma geliyor. Tuna boyu Türkleri, halk edebiyatını gemicilik, balıkçılık motifleriyle zenginleştirmiştir, yeni bir renk katmışlardır.

Şu Tuna’nın ortasında kayıklar
Yar oturmuş balıkları ayıklar
Yarim beni gece gündüz sayıklar

Başka bir türkü de Tuna yine akmak istemiyor:

Baktım Tuna akmıyor
Yar yüzüme bakmıyor
Ben yarime ne dedim
Dargın dargın bakıyor

Oysa Arda’daki en bilinen iki türkü trajik bir hikayeyi dillendiriyor: Civan Yusufum ve Arda Boyları. Civan Yusufum türküsünde Yusuf adındaki bir delikanlı Feride adında bir kızı sevmiştir. Ana ve babasıyla gurbete çıkmak zorunda bırakılan Yusuf, ne yaşadığı diyarları terk etmek, ne Ürpek dağından, ne de sevdiğinden ayrılmak istemez. Tereddütte kalan Yusuf’a, Feride’den kendisini gittiği yerlere alması için teklif gelir. Yusuf ise Feride’yi alıp, kıskananlar ve zulmedenlerden uzak bir yere kaçmak ister. Hal böyle iken Yusuf’a kara bir haber ulaşır. Feride’yi, köyün muhtarının oğluna nişanlamışlardır ve perşembe düğün yapılacaktır. Buna rağmen Yusuf, Feride’yi anlaştıkları gün ve satte Arda boyunda beklemektedir, çünkü sevdasına inanmaktadır. Beklenilen saatte Feride kaçıp gelir sevdiğinin yanına. Beraber kayığa binerler, fakat Arda’nın dalgalarından endişelidir Feride:

Kayığın geçtiği yollar dumandır
Geçmeyelim Yusuf, Arda yamandır
Ben seni görmedim hayli zamandır
Açarım aşkımı size dalgalar
Yol verin, yol verin bize dalgalar!

Ne yazık ki dalgalar kabarmış, Arda nehri kayığı çevirmiştir. Aralarından bir dalga sadece Feride’yi sahile atıvermiştir:

Kırcali ile Arda arası
Saat sekiz sırası
Civan da Yusuf’umu dalgalar aldı ya
Yoktur hal çaresi…

Aman bre deryalar kanlıca deryalar
Biz nişanlıyız
İkimizde bir boydayız
Biz delikanlıyız.

Çıkar aba poturunu
Dalgalar atacak…
Demedim mi ben sana
Kayığımız batacak

Kına gecesi.

Bu türküyü değerleyen ve repertuvarına kazandıran rahmetli Osman Aziz, Yusuf’un Kırcali’ye bağlı Horozlar (Petlino) köyünden olduğunu, sevdiği Fe¬ride’nin Arda’nın karşı kıyısında bulunan Yuvalar (Gnyazdovo) köyünden olduğunu belirtmektedir.

Arda Boyları türküsünde ise Halime adındaki bir kız Recep adındaki sevdiğine verilmek istenmez. Annesi bu ilişkiye engel olup, kızının İsmail adındaki daha varlıklı bir kişi ile evlenmesini talep eder. Halime, bir gün Recep’e hiçbir zaman kavuşamayacağını anlar, Arda boylarında bu türküyü okur ve sonrasında kendini Arda’nın sularına bırakır.

Arda boylarına ben kendim gittim
Dalgalar vurdukça can teslim ettim
Uyu uyan Ercebim senin olayım
Ardalar aldı ya nerde bulayım

Alıverin ferecemi anneciim giysin,
O gıymatlı İsmayile kendisi gitsin
Ah annecim vah annecim yaktın a beni
Bu genç yaşta denizlere attın a beni

Bulgaristan Türklerine ait türküler detaylı olarak incelendiğinde ayrılık konusunun yoğun olarak işlendiği görülüyor. Aslında insanları en çok etkileyen yaralayan duygu da ayrılık temasıdır. Bazen uzak diyarlara para kazanmak için gurbete gidenler, köyünü terkedenler, bazen eğitim için büyük şehre gidenler, bazen de sürgün edilenler yaşadığı yerden uzaklaştırılır.

Ölüm de ayrılıkların bir parçasıdır. Kimi sevdiğini, kimi yavrusunu kaybeder. Bu durumlarda öyle bir türküler yakılır ki, insan gönlünün ta derinliklerinden geldiği için nesiller sonra bile kalplerde yankılanır ve sanki dün yakılmış gibi söylenmeye devam eder!

Beynur Süleyman

BİZİ DESTEKLEYİN

UYARI: Yayınlanan haber, yazı ve fotoğrafların tüm hakları saklıdır. Kaynak gösterilse dahi haber, yazı ve fotoğraflar özel izin alınmadan kullanılamaz.

BİZİ FACEBOOK SAYFAMIZDAN TAKİP EDİNİZ. TIKLA VE TAKİP ET